Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • ItemOpen Access
    DİL ÖĞRETİMİNDE BEDEN DİLİNİN KULLANIMI VE GEREKLİLİĞİ
    (Suleyman Demirel University, 2015) Hadi İstek
    Bu makalede eğitimde beden dilinin kullanılması Öğretmen ve öğrenci ele alındı. Yapılan değerlendirmede öğretmenlerin kendilerince kullandığı bedensel hareketlerin destekleyici yönünü çoğu zaman fark etmediklerinden bahsedildi. Öğretmen hem kendi davranışlarını kontrol edebilmesi hem de öğrenci davranışlarının ne anlam taşıdığını kestirebilmesinin gerekliliğinden bahsedildi. Güdüleme ve motivasyonu n öneminden, ders esnasında beden dilinin kullanılmasının nasıl olması gerektiğinden, bedensel temasın öneminden bahsedildi. Öğretmenin duruşu temas şekli bunun farklı kültürlere göre yorumlanması ele alındı. Öğrencinin derste rahatlığı ve kollarını kavuşturarak ders dinlemesi ile ilgili deney örneklerinden bahsedildi. Ders materyallerine karşı ilgi uyandırmak için yapılması gerekenlerden Beden diline ait kültürel bir takım kendine mahsus hareketlerin öğrenilmesi de yabancı öğrenciyi toplumla daha fazla etkileşimli kılacağından ve dilini öğrendiği toplumu daha iyi tanımasını olanak sağlayacağından örnekler verildi.
  • ItemOpen Access
    HAYÂLÎ BEY'İN ŞİİRLERİNDEKİ MAZMUNLAR
    (Suleyman Demirel University, 2015) Ömer Faruk Eren
    16. yüzyıl Osmanlı divan şiirinin önde gelen üç şairinden biri olan Hayali Bey. Zati ile çağdaş, Baki ile Zati arasındaki şairlerinde en büyüğüdür. 16. yy.da yaşamış ve bugünkü Bosna. Kosova bölgesinde Vardar Yenicesi'nden İstanbul'a gelmiş bir şairdir. Asıl adı Mehmet, dostları arasındaki lakabı 'Bekar Memi'dir. Devlette farklı görevlerde bulunduğu için "bey" ünvanını almıştır. Şuara tezkirelerinde adına sıkça rastladığımız şairlerimizdendir. Şiirlerinde hayal unsurları çokça yer aldığından ve bunları güzel bir şekilde tasvir ettiğinden dolayı "Hayâlî" mahlasını almıştır. Tezkireci Âşık Çelebi (aynı zamanda yakın dostudur.) onun kural tanımayan, fitraten ince duygulu ve tok gözlü bir karaktere sahip olduğunu, genç yaşlarda Kalenderîlere katılıp şehir şehir dolaştığını söyl er. Ama şairimiz aynı zamanda devlet ricaline yazdığı kasidelerinde maddi taleplerde bulunduğu ve kıymetli hediyelere vasıl olduğuna dair beyitlerinde mevcudiyeti söz konusu olsa da; malı mülkü gönlüne koymayan eli açık ve derbeder bir karektere sahip olmasından dolayı zenginlik görmemiş, sade bir hayat sürmüştür. Şair, tasavvufi duygu ve düşünceleri içten bir yakarışla mısralarına nakş etmiş bir gönül eridir. Şiirlerinde tasavufa yer vermesine rağmen mutasavvıf olamamış rind-kalender meşrep bir şairdir. Şiirlerindeki ince ve duygulu ifadelerden dolayı Şirazi'ye benzetilir (Hafiz- 1 Şirazi-1 Rum). 16. Asır divan şiirinin sanatsal anlamda zirvede olduğu bir dönemdir. Edebi sanatlar ve buna bağlı olarakta mazmunlarda daha sıklıkla göze çarpmaktadır. Bu çalışmamızda farklı bir üslup, hayal gücü ve tasavvura sahip olan 16. Yüzyıl şairlerinden Hayali Bey'in divanındaki (bilinen tek eseridir.) bazı şiirlerinden tespit etmiş olduğumuz mazmunları aktarmaya çalışacağız.
  • ItemOpen Access
    KÂRİ RAHMETULLAH VÂZİH'IN TUFHE-TUL ÂBHÂB Fİ TEZKİRE-TÜL ÂSHÂB TEZKİRESİ
    (Suleyman Demirel University, 2015) Murat Akyüz
    Kâri Rahmetullah Vâzih, XIX. yüzyıl Buhara'sında yaşamış olan bir edip, şair, doktor, bilim ve devlet adamıdır. İyi bir eğitim almış olan Kârî Rahmetullah Vâzih, Arapça, Farsça ve Türkçeyi (hem Çağatay hem de Anadolu Türkçesi'ni)çok iyi derecede bilmekte olup her üç dilde de şiirler yazmıştır. Kendisi on üç adet kitap yazmış olup en önemli eseri ise Tuhfe- tül Ahbab Fî Tezkire-tül Âshâb adlı şair tezkiresidir. Tuhfe-tül Âhbâb Fî Tezkire-tül Âshâb XIX. yüzyıl ortalarından XX. yüzyıl başına kadar olan dönemde Buhara Hanlığı coğrafyasında yazılmış olan yedi tane şair tezkiresinin en önemlilerinden birisidir. Eser biyografik tezkire geleneği içinde kaleme alınmış olup kendisinden sonra yazılmış olan bütün tezkireler ve edebiyat tarihi kitapları için kaynak eser hükmündedir. Tezkirenin Taşkent, Duşanbe ve St. Petersburg'un değişik kütüphanelerinde on beş adet elyazması nüshası bulunmaktadır. Ayrıca eser 1914 yılında Taşkent'te ve 1977 yılında Duşanbe'de olmak üzere iki defa yayınlanmıştır. Bu çalışmamızda öncelikle şair tezkirelerini tanımını yapılarak Farsça ve Türkçe tezkire yazma geleneğinin tarihi gelişimini incelenmektedir. Daha sonraki bölümlerde ise yazar ve eseri hakkında ayrıntılı bilgiler verilerek tezkirenin tahlili yapılacaktır. Tahlilden sonra ise tezkirenin karşılaştırmalı metni, Türkçe tercümesi ve tıpkıbasımı yer almaktadır. Sonuç bölümünde ise tezkirelerin tarihi gelişimi ve Tuhfe-tül Âhbâb Fî Tezkire-tül Âshâb 'ın bu gelişimdeki yeri ve önemi üzerinde durulmaktadır.
  • ItemOpen Access
    HASAN HOCA NİSÂRÎ'NİN MÜZEKKİR-İ AHBÂB ADLI ŞAİR TEZKİRESİ'NDEKİ DİKKAT ÇEKİCİ HUSUSLAR
    (Suleyman Demirel University, 2015) Emrah İlik
    16. yy edebî muhitinin önemli kaynaklarından biri olan Hasan Hoca Nisârî'nin Müzekkir-i Ahbâb adlı tezkiresi Türkiye edebîyatı için Orta Asya ve Çağatay şairleri tanıtması bakımından çok önemlidir. 1566 yılında Buhara'da yazılan bu tezkire 278 şair ve mutasavvıfin hayatları ve eserleri ile ilgili değerli bilgileri barındırmaktadır. Eser. Nevâî'nin Mecâlisü'n-Nefâis adlı tezkiresinden sonra yazılan ilk tezkiredir. Müzekkir-i Ahbâb tezkiresinde tarihi birçok hadise anlatılmış ve zamanın Buhara, Semerkant, Belh gibi önemli şehirleri ile ilgili çarpıcı bilgilerin yanında, Şeybani Devleti hükümdarlarının ve o dönemde yaşayan tarihi şahsiyetlerin doğumları ve ölümleri, onların seyahat ettikleri yerler ve bu kişilerin eseri hakkında ayrıntılı bilgiler de yer almaktadır. Çalışmamızda bu tezkirede bulunan ve araştırmacıların dikkatini çekebilecek mühim hususlar gözler önüne sunulmaktadır. Bu hususların ortaya çıkarılmasıyla eserin önemi vurgulanmaktadır.