16 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 16
Item Open Access Türkiye Türkçesindeki Kalıp Sözlerin Kazakçaya Çevrilmesinde Karşılaşılan Sorunlar(Suleyman Demirel University, 2011) Zübeyde ŞadkamBu makalede Türkiye Türkçesinde yaygın olarak kullanılan kalıp sözlerin Kazakçaya aktarımında karşılaşılan dilsel ve kültürel sorunlar ele alınmaktadır. Küreselleşme ve kültürlerarası iletişim bağlamında çevirinin yalnızca dilsel değil, aynı zamanda kültürel bir eylem olduğu vurgulanmaktadır. Çalışmada, Türkçe ve Kazakçanın akraba diller olmasına rağmen tarihsel, kültürel ve toplumsal farklılıklar nedeniyle kalıp sözlerin birebir karşılıklarının her zaman bulunamadığı ortaya konulmuştur. Özellikle günlük yaşamda kullanılan selamlaşma, dilek, temenni ve hitap ifadelerinin çevirisinde anlam kaymalarının yaşandığı belirtilmiştir. Türk dizilerinin Kazakçaya aktarımı örnek alınarak, tercümanların dilin ruhunu ve kültürel arka planını dikkate almalarının önemi vurgulanmıştır. Makale, kalıp sözlerin doğru aktarımının kültürlerarası anlayışı güçlendireceği sonucuna ulaşmaktadır.Item Open Access Türkiye Türkçesinde Öğrenilen Geçmiş Zamanın Anlam ve İşlev Özellikleri ve Kazakçaya Aktarımı(Suleyman Demirel University, 2011) Yard. Doç.; Altınşaş KurmanaliBu makalede Türkiye Türkçesinde kullanılan öğrenilen geçmiş zamanın (−miş’li geçmiş zaman) anlam ve işlev özellikleri ele alınmakta ve bu zaman biçiminin Kazakçaya aktarılması meselesi incelenmektedir. Zaman kategorisinin fiil sistemindeki yeri açıklanarak, öğrenilen geçmiş zamanın diğer zaman biçimlerinden farkı ortaya konulmuştur. Çalışmada, öğrenilen geçmiş zamanın tanık olunmayan olayları ifade etme, sonradan farkına varma, sonuçtan hareketle yargıda bulunma, efsane ve masal anlatımı, pişmanlık, üzüntü, şaşkınlık ve beklenmezlik gibi anlam alanlarında kullanımı örneklerle gösterilmiştir. Ayrıca, bu zaman biçiminin sözlü ve yazılı anlatımdaki işlevleri değerlendirilmiş, modal özelliklerinin bağlama göre zayıflayabildiği veya kaybolabildiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye Türkçesindeki öğrenilen geçmiş zamanın Kazakçadaki karşılıklarının belirlenmesine katkı sağlamaktadır.Item Open Access YAŞAMA, KORUNMA VE GELİŞME HAKKI: ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ(Suleyman Demirel University, 2010) Kuatean UaliyevBirleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiş olup, çocuk haklarını belirleyen evrensel standartları içeren önemli bir uluslararası belgedir. Kazakistan, 1993 yılında sözleşmeyi kabul ederek çocuk haklarının uygulanması konusunda sorumluluk üstlenmiştir. Sözleşme, 18 yaşına kadar olan tüm çocukların yaşama, gelişme, korunma ve topluma katılma hakkına sahip olduğunu kabul eder. Temel ilkeleri arasında ayrımcılık yapmama, çocuğun yararını önceliklendirme ve çocuğun görüşlerine saygı gösterme yer alır. Sözleşmede ayrıca kimlik, aile ilişkileri, düşünce ve ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, dernek kurma ve barışçıl toplanma hakkı, keyfi müdahalelere karşı korunma, eğitim, sağlık ve meslek hazırlığı gibi haklar güvence altına alınmıştır. Devletler, bu hakları hayata geçirmek, çocukların sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimini sağlamak ve genel gelişimlerini desteklemekle yükümlüdür. Sözleşme, devletlere çocuk haklarını koruma konusunda bağlayıcı yükümlülükler getirir.Item Open Access Büyük Güçlerin Kıskacında Türkiye – Kırgızistan İlişkileri (Kırgızistan Örneği)(Suleyman Demirel University, 2008) İskender Ormon uuluAvrasya’nın kalbinde yer alan Orta Asya, coğrafi ve tarihî önemi nedeniyle uzun yıllar boyunca büyük güçlerin hâkimiyet kurmak istediği stratejik bir bölge olmuştur. Tarih boyunca Cengiz Han ve Timur gibi büyük imparatorluklara ev sahipliği yapan bu bölge, daha sonra Rus İmparatorluğu’nun yayılma alanına dönüşmüştür. Sovyet döneminin ardından yapay sınırlar çizilmiş, yeni ulusal kimlikler oluşturularak bölgenin siyasî yapısı yeniden şekillendirilmiştir. 1991’de SSCB’nin dağılmasının ardından Türkiye, bağımsızlığını yeni kazanan Orta Asya Türk Cumhuriyetleriyle, özellikle Kırgızistan ile hızlı bir şekilde diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurmuştur. Türkiye, Kırgızistan’ı tanıyan ilk ülke olmuş ve iki ülke arasında siyaset, eğitim ve ticaret alanlarında önemli işbirlikleri geliştirilmiştir. Bu çalışma, Türkiye–Kırgızistan ilişkilerinin tarihî, siyasî ve ekonomik dinamiklerini büyük güçler arasındaki bölgesel rekabet bağlamında incelemektedir.Item Open Access Türkiye Altın Talebinin İstatistiksel Açısından Değerlendirilmesi(Suleyman Demirel University, 2009) Metin Duyar; Mesut YılmazBu çalışma, Türkiye’de altın talebini istatistiksel ve ekonometrik açıdan incelemektedir. Araştırmada, altın talebinin kuyumculuk ve yatırım amaçlı kullanımı, ithalat miktarları, İstanbul Altın Borsası fiyatları, ABD Doları kuru ve ülkeye gelen turist sayısı arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Yapılan regresyon ve korelasyon analizleri, altın fiyatları ile talep arasında zayıf negatif bir ilişki olduğunu, ABD Doları kuru ile fiziksel altın işlemleri arasında ise pozitif bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca turist sayısı ile altın ithalatı arasında pozitif bir korelasyon gözlenmiş, ancak istatistiksel olarak anlamlılık düşük bulunmuştur. Sonuç olarak, Türkiye altın talebi sadece fiyat faktörü ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahip olup, diğer ekonomik ve sosyal değişkenlerin de hesaba katılması gerekmektedir.Item Open Access SIR DERYA BÖLGESİ´NİN ETNİK OLUŞUMUNUN TARİHİ SÜRECİ (VI-XIII YY.).(СДУ хабаршысы - 2023, 2023) Shalbayev A.; Moldabaeva D.Özet. Orta Asya Türki cumhuriyetlerinin orta çağ tarihi genel Türk tarihi açısından bir bütün olarak incelenmesi önem arz etmektedir. Orta Asya bölgesinde kendi coğrafi özelliği, etnik yapısı, iktisadi üretim biçimleri ve kültürel hayatı bakımından önem arz eden ehemiyetli birkaç yöre bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Sır Derya veya Sır yöresidir. Sır Derya Havzası, eski çağlardan beri insanoğlunun yaşadığı bir bölgedir. Türklerin ata yurdu olan Orta Asya’nın can damarı mahiyetindeki Seyhun ile Ceyhun vadilerinin eski bir medeniyet merkezi olduğu kaynaklarca da ifade edilmektedir. Burası Z. V. Toğan’ın tabiriyle sadece “Kent Türkleri”nin yerleşik hayat yaşadığı bölge değil aynı zamanda, çeşitli etnik unsurlapın, kültürlerin buluştuğu ve harmanlaştığı bölgedir. Orta Asya Türk halklarının etnik yapısı incelenirken, bu meselede kendine özgü yeri ve katkısı olduğunu düşündüğümüz Sır Derya bölgesi´nin ayrıca üzerinde durulması gerektiğine inanıyoruz.aItem Open Access DİREKT METOT(Suleyman Demirel University, 2008) Yakup DoganayBu çalışma, Doğrudan Yöntem’in gerçek bir İngilizce dersinde nasıl uygulandığını ve neden etkili bir yaklaşım olduğunu açıklamaktadır. Geleneksel yöntemlerde olduğu gibi çeviri kullanılmaz; bunun yerine öğrencilerin dili doğrudan sınıf içinde kullanarak öğrenmeleri amaçlanır. Öğretmen, öğrencilerin ana diline başvurmadan, anlamı görseller, nesneler, örnekler ve sorular aracılığıyla anlatır. Yapılan sınıf gözlemi, öğrencilerin okuma, dinleme ve konuşma becerilerini doğal bir şekilde geliştirdiklerini göstermektedir. Öğrenciler harita ve coğrafya gibi günlük konular üzerinden yeni kelimeleri ve yapıları kullanarak iletişim kurarlar. Yöntem ayrıca doğru telaffuza ve aktif katılıma önem verir. Genel olarak, Doğrudan Yöntem öğrencilerin hedef dilde düşünmesini ve daha doğal iletişim kurmasını destekler.Item Open Access 2008 Yılında Dünyada Resesyon Beklentisi ve Altının Yönü ile İlgili Bir Değerlendirme(Suleyman Demirel University, 2008) Metin Duyar; Mesut Yılmaz2000’li yılların başından itibaren hızla büyüyen dünya ekonomisi, 2007’den itibaren ABD kaynaklı finansal sorunlarla karşı karşıya kalarak resesyon sürecine girmiştir. ABD Merkez Bankası’nın (FED) 2001 sonrası uyguladığı agresif faiz indirimleri, konut piyasasında “subprime mortgage” krizi olarak bilinen balonun oluşmasına yol açmıştır. Bu kriz, kısa sürede küresel finans piyasalarına yayılmış, likidite daralması ve doların değer kaybı sonucunda yatırımcı güveni sarsılmıştır. Doların zayıflamasıyla birlikte yatırımcılar güvenli liman olarak altına yönelmiş ve altın fiyatları 2008 başında 1000 dolar/ons seviyesine kadar yükselmiştir. Çalışmada, 2008 küresel ekonomik durgunluğunun nedenleri, ABD’nin ekonomik yapısındaki kırılganlıklar, piyasa riskleri ve yatırımcı davranışları ele alınmıştır. Ayrıca, altının kriz dönemlerinde güvenli yatırım aracı olarak oynadığı rol, dolar-altın ilişkisinin tarihsel seyri ve Mahfi Eğilmez’in değerlendirmeleri ışığında incelenmiştir. Sonuç olarak, küresel ekonomik krizlerin altın fiyatlarını doğrudan etkilediği, altının ekonomik belirsizlik dönemlerinde yatırımcılar için değer koruma aracı olarak ön plana çıktığı vurgulanmaktadır.Item Open Access Ekonomideki Büyümenin Türkiye'nin Dış Politikasına Yansımaları(Suleyman Demirel University, 2010) Mehmet BozoğlanBu makale, Türkiye ekonomisindeki büyümenin dış politikaya olan etkilerini kapsamlı bir biçimde incelemektedir. Yazar, özellikle 2000’li yıllardan itibaren Türkiye’nin yakaladığı yüksek büyüme oranlarının ülkenin uluslararası arenada daha bağımsız ve etkin politika üretу қабілетін арттырғанын көрсетеді. Ekonomik göstergелердің iyileşуі — kredi notunun yükselmesi, tek haneli enflasyon ve reel faizler, kişi başına gelirin artması — Türkiye’nin dış ilişkilerдегі маневра alanын кеңейткен негізгі факторлар ретінде талданады. Makalede Türkiye’nin Orta Doğu, Balkanlar, Rusya ve Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerіндегі оң өзгерістер экономideki güçlenmenin нәтижесі ретінде қарастырылады. Ayrıca, bölgesel güvenlik, enerji politikaları, yatırım көлемі және siyasi istikrarдың сырт politik шешімдерге ықпалы да жан-жақты сипатталады. Yazarдың пікірінше, экономide қол жеткізілген тұрақты өсім Türkiye'nin халықаралық беделін арттырып, сыртқы саясаттағы белсенділігін күшейткен.Item Open Access ORTAK İŞLETMELERİN KURULMASI GEREKLİLİĞİ VE GELİŞİM PERSPEKTİFLERİ(Suleyman Demirel University, 2012) A. GömleksizKüreselleşme sürecinde ülkeler arası ekonomik entegrasyon giderek kaçınılmaz bir nitelik kazanmıştır. Bu bağlamda ortak işletmelerin kurulması ve geliştirilmesi, piyasa ekonomisinin etkin işleyişi ve sürdürülebilir ekonomik büyüme açısından büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, Azerbaycan’ın piyasa ekonomisine geçiş sürecinde ortak işletmelerin rolü ve ekonomik gelişime olan katkıları ele alınmaktadır. Özelleştirme süreci, küçük ve orta ölçekli girişimciliğin gelişimi ve yabancı sermaye yatırımlarının ekonomiye etkisi analiz edilmektedir. Ortak işletmelerin istihdamın artırılması, teknolojik gelişmenin hızlandırılması, rekabet ortamının güçlendirilmesi ve bölgesel kalkınmanın sağlanmasındaki önemi vurgulanmaktadır. Ayrıca Azerbaycan–Türkiye ekonomik iş birliği çerçevesinde kurulan ortak işletmelerin, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin derinleşmesine sağladığı katkılar değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, ortak işletmelerin Azerbaycan ekonomisinin çeşitlendirilmesi ve uzun vadeli sosyo-ekonomik istikrarın sağlanması açısından stratejik bir araç olduğu ortaya konulmaktadır.