Search Results

Now showing 1 - 10 of 16
  • ItemOpen Access
    SIR DERYA BÖLGESİ´NİN ETNİK OLUŞUMUNUN TARİHİ SÜRECİ (VI-XIII YY.).
    (СДУ хабаршысы - 2023, 2023) Shalbayev A.; Moldabaeva D.
    Özet. Orta Asya Türki cumhuriyetlerinin orta çağ tarihi genel Türk tarihi açısından bir bütün olarak incelenmesi önem arz etmektedir. Orta Asya bölgesinde kendi coğrafi özelliği, etnik yapısı, iktisadi üretim biçimleri ve kültürel hayatı bakımından önem arz eden ehemiyetli birkaç yöre bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Sır Derya veya Sır yöresidir. Sır Derya Havzası, eski çağlardan beri insanoğlunun yaşadığı bir bölgedir. Türklerin ata yurdu olan Orta Asya’nın can damarı mahiyetindeki Seyhun ile Ceyhun vadilerinin eski bir medeniyet merkezi olduğu kaynaklarca da ifade edilmektedir. Burası Z. V. Toğan’ın tabiriyle sadece “Kent Türkleri”nin yerleşik hayat yaşadığı bölge değil aynı zamanda, çeşitli etnik unsurlapın, kültürlerin buluştuğu ve harmanlaştığı bölgedir. Orta Asya Türk halklarının etnik yapısı incelenirken, bu meselede kendine özgü yeri ve katkısı olduğunu düşündüğümüz Sır Derya bölgesi´nin ayrıca üzerinde durulması gerektiğine inanıyoruz.a
  • ItemOpen Access
    YAŞAMA, KORUNMA VE GELİŞME HAKKI: ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ
    (Suleyman Demirel University, 2010) Kuatean Ualiyev
    Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiş olup, çocuk haklarını belirleyen evrensel standartları içeren önemli bir uluslararası belgedir. Kazakistan, 1993 yılında sözleşmeyi kabul ederek çocuk haklarının uygulanması konusunda sorumluluk üstlenmiştir. Sözleşme, 18 yaşına kadar olan tüm çocukların yaşama, gelişme, korunma ve topluma katılma hakkına sahip olduğunu kabul eder. Temel ilkeleri arasında ayrımcılık yapmama, çocuğun yararını önceliklendirme ve çocuğun görüşlerine saygı gösterme yer alır. Sözleşmede ayrıca kimlik, aile ilişkileri, düşünce ve ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, dernek kurma ve barışçıl toplanma hakkı, keyfi müdahalelere karşı korunma, eğitim, sağlık ve meslek hazırlığı gibi haklar güvence altına alınmıştır. Devletler, bu hakları hayata geçirmek, çocukların sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimini sağlamak ve genel gelişimlerini desteklemekle yükümlüdür. Sözleşme, devletlere çocuk haklarını koruma konusunda bağlayıcı yükümlülükler getirir.
  • ItemOpen Access
    Büyük Güçlerin Kıskacında Türkiye – Kırgızistan İlişkileri (Kırgızistan Örneği)
    (Suleyman Demirel University, 2008) İskender Ormon uulu
    Avrasya’nın kalbinde yer alan Orta Asya, coğrafi ve tarihî önemi nedeniyle uzun yıllar boyunca büyük güçlerin hâkimiyet kurmak istediği stratejik bir bölge olmuştur. Tarih boyunca Cengiz Han ve Timur gibi büyük imparatorluklara ev sahipliği yapan bu bölge, daha sonra Rus İmparatorluğu’nun yayılma alanına dönüşmüştür. Sovyet döneminin ardından yapay sınırlar çizilmiş, yeni ulusal kimlikler oluşturularak bölgenin siyasî yapısı yeniden şekillendirilmiştir. 1991’de SSCB’nin dağılmasının ardından Türkiye, bağımsızlığını yeni kazanan Orta Asya Türk Cumhuriyetleriyle, özellikle Kırgızistan ile hızlı bir şekilde diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurmuştur. Türkiye, Kırgızistan’ı tanıyan ilk ülke olmuş ve iki ülke arasında siyaset, eğitim ve ticaret alanlarında önemli işbirlikleri geliştirilmiştir. Bu çalışma, Türkiye–Kırgızistan ilişkilerinin tarihî, siyasî ve ekonomik dinamiklerini büyük güçler arasındaki bölgesel rekabet bağlamında incelemektedir.
  • ItemOpen Access
    Türkiye Altın Talebinin İstatistiksel Açısından Değerlendirilmesi
    (Suleyman Demirel University, 2009) Metin Duyar; Mesut Yılmaz
    Bu çalışma, Türkiye’de altın talebini istatistiksel ve ekonometrik açıdan incelemektedir. Araştırmada, altın talebinin kuyumculuk ve yatırım amaçlı kullanımı, ithalat miktarları, İstanbul Altın Borsası fiyatları, ABD Doları kuru ve ülkeye gelen turist sayısı arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Yapılan regresyon ve korelasyon analizleri, altın fiyatları ile talep arasında zayıf negatif bir ilişki olduğunu, ABD Doları kuru ile fiziksel altın işlemleri arasında ise pozitif bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca turist sayısı ile altın ithalatı arasında pozitif bir korelasyon gözlenmiş, ancak istatistiksel olarak anlamlılık düşük bulunmuştur. Sonuç olarak, Türkiye altın talebi sadece fiyat faktörü ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahip olup, diğer ekonomik ve sosyal değişkenlerin de hesaba katılması gerekmektedir.
  • ItemOpen Access
    HASAN HOCA NİSÂRÎ'NİN MÜZEKKİR-İ AHBÂB ADLI ŞAİR TEZKİRESİ'NDEKİ DİKKAT ÇEKİCİ HUSUSLAR
    (Suleyman Demirel University, 2015) Emrah İlik
    16. yy edebî muhitinin önemli kaynaklarından biri olan Hasan Hoca Nisârî'nin Müzekkir-i Ahbâb adlı tezkiresi Türkiye edebîyatı için Orta Asya ve Çağatay şairleri tanıtması bakımından çok önemlidir. 1566 yılında Buhara'da yazılan bu tezkire 278 şair ve mutasavvıfin hayatları ve eserleri ile ilgili değerli bilgileri barındırmaktadır. Eser. Nevâî'nin Mecâlisü'n-Nefâis adlı tezkiresinden sonra yazılan ilk tezkiredir. Müzekkir-i Ahbâb tezkiresinde tarihi birçok hadise anlatılmış ve zamanın Buhara, Semerkant, Belh gibi önemli şehirleri ile ilgili çarpıcı bilgilerin yanında, Şeybani Devleti hükümdarlarının ve o dönemde yaşayan tarihi şahsiyetlerin doğumları ve ölümleri, onların seyahat ettikleri yerler ve bu kişilerin eseri hakkında ayrıntılı bilgiler de yer almaktadır. Çalışmamızda bu tezkirede bulunan ve araştırmacıların dikkatini çekebilecek mühim hususlar gözler önüne sunulmaktadır. Bu hususların ortaya çıkarılmasıyla eserin önemi vurgulanmaktadır.
  • ItemOpen Access
    ORTAK İŞLETMELERİN KURULMASI GEREKLİLİĞİ VE GELİŞİM PERSPEKTİFLERİ
    (Suleyman Demirel University, 2012) A. Gömleksiz
    Küreselleşme sürecinde ülkeler arası ekonomik entegrasyon giderek kaçınılmaz bir nitelik kazanmıştır. Bu bağlamda ortak işletmelerin kurulması ve geliştirilmesi, piyasa ekonomisinin etkin işleyişi ve sürdürülebilir ekonomik büyüme açısından büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, Azerbaycan’ın piyasa ekonomisine geçiş sürecinde ortak işletmelerin rolü ve ekonomik gelişime olan katkıları ele alınmaktadır. Özelleştirme süreci, küçük ve orta ölçekli girişimciliğin gelişimi ve yabancı sermaye yatırımlarının ekonomiye etkisi analiz edilmektedir. Ortak işletmelerin istihdamın artırılması, teknolojik gelişmenin hızlandırılması, rekabet ortamının güçlendirilmesi ve bölgesel kalkınmanın sağlanmasındaki önemi vurgulanmaktadır. Ayrıca Azerbaycan–Türkiye ekonomik iş birliği çerçevesinde kurulan ortak işletmelerin, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin derinleşmesine sağladığı katkılar değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, ortak işletmelerin Azerbaycan ekonomisinin çeşitlendirilmesi ve uzun vadeli sosyo-ekonomik istikrarın sağlanması açısından stratejik bir araç olduğu ortaya konulmaktadır.
  • ItemOpen Access
    Kazak Toplumunda “Büyük Türkistan” ve “Türkçülük” Düşüncesi
    (Suleyman Demirel University, 2012) Ömircanov E.T.
    Bu çalışma, Kazak toplumunda Türkçülük ve Büyük Türkistan düşüncelerinin tarihsel gelişimini ve etkilerini incelemektedir. Çin ve Rus imparatorluklarının hakimiyetine karşı dirençten, Kazak ve diğer Türk liderlerin entelektüel ve siyasi faaliyetlerine kadar bu düşünceler, kültürel ve ulusal kimliğin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. H.N. Atsız, Ziya Gökalp, M. Şokay ve “Azat” hareketi gibi aktörler ve hareketler ele alınmış, birlik, kültürel koruma ve siyasi savunuculuk çabaları vurgulanmıştır. Sovyet dönemi boyunca baskılara rağmen Türkçülük, Kazak kimliği, Türk halkları arasındaki işbirliği ve birleşik bir Türk dünyası vizyonunu etkilemeye devam etmektedir.
  • ItemOpen Access
    Türkiye Türkçesindeki Kalıp Sözlerin Kazakçaya Çevrilmesinde Karşılaşılan Sorunlar
    (Suleyman Demirel University, 2011) Zübeyde Şadkam
    Bu makalede Türkiye Türkçesinde yaygın olarak kullanılan kalıp sözlerin Kazakçaya aktarımında karşılaşılan dilsel ve kültürel sorunlar ele alınmaktadır. Küreselleşme ve kültürlerarası iletişim bağlamında çevirinin yalnızca dilsel değil, aynı zamanda kültürel bir eylem olduğu vurgulanmaktadır. Çalışmada, Türkçe ve Kazakçanın akraba diller olmasına rağmen tarihsel, kültürel ve toplumsal farklılıklar nedeniyle kalıp sözlerin birebir karşılıklarının her zaman bulunamadığı ortaya konulmuştur. Özellikle günlük yaşamda kullanılan selamlaşma, dilek, temenni ve hitap ifadelerinin çevirisinde anlam kaymalarının yaşandığı belirtilmiştir. Türk dizilerinin Kazakçaya aktarımı örnek alınarak, tercümanların dilin ruhunu ve kültürel arka planını dikkate almalarının önemi vurgulanmıştır. Makale, kalıp sözlerin doğru aktarımının kültürlerarası anlayışı güçlendireceği sonucuna ulaşmaktadır.
  • ItemOpen Access
    HAYÂLÎ BEY'İN ŞİİRLERİNDEKİ MAZMUNLAR
    (Suleyman Demirel University, 2015) Ömer Faruk Eren
    16. yüzyıl Osmanlı divan şiirinin önde gelen üç şairinden biri olan Hayali Bey. Zati ile çağdaş, Baki ile Zati arasındaki şairlerinde en büyüğüdür. 16. yy.da yaşamış ve bugünkü Bosna. Kosova bölgesinde Vardar Yenicesi'nden İstanbul'a gelmiş bir şairdir. Asıl adı Mehmet, dostları arasındaki lakabı 'Bekar Memi'dir. Devlette farklı görevlerde bulunduğu için "bey" ünvanını almıştır. Şuara tezkirelerinde adına sıkça rastladığımız şairlerimizdendir. Şiirlerinde hayal unsurları çokça yer aldığından ve bunları güzel bir şekilde tasvir ettiğinden dolayı "Hayâlî" mahlasını almıştır. Tezkireci Âşık Çelebi (aynı zamanda yakın dostudur.) onun kural tanımayan, fitraten ince duygulu ve tok gözlü bir karaktere sahip olduğunu, genç yaşlarda Kalenderîlere katılıp şehir şehir dolaştığını söyl er. Ama şairimiz aynı zamanda devlet ricaline yazdığı kasidelerinde maddi taleplerde bulunduğu ve kıymetli hediyelere vasıl olduğuna dair beyitlerinde mevcudiyeti söz konusu olsa da; malı mülkü gönlüne koymayan eli açık ve derbeder bir karektere sahip olmasından dolayı zenginlik görmemiş, sade bir hayat sürmüştür. Şair, tasavvufi duygu ve düşünceleri içten bir yakarışla mısralarına nakş etmiş bir gönül eridir. Şiirlerinde tasavufa yer vermesine rağmen mutasavvıf olamamış rind-kalender meşrep bir şairdir. Şiirlerindeki ince ve duygulu ifadelerden dolayı Şirazi'ye benzetilir (Hafiz- 1 Şirazi-1 Rum). 16. Asır divan şiirinin sanatsal anlamda zirvede olduğu bir dönemdir. Edebi sanatlar ve buna bağlı olarakta mazmunlarda daha sıklıkla göze çarpmaktadır. Bu çalışmamızda farklı bir üslup, hayal gücü ve tasavvura sahip olan 16. Yüzyıl şairlerinden Hayali Bey'in divanındaki (bilinen tek eseridir.) bazı şiirlerinden tespit etmiş olduğumuz mazmunları aktarmaya çalışacağız.
  • ItemOpen Access
    KÂRİ RAHMETULLAH VÂZİH'IN TUFHE-TUL ÂBHÂB Fİ TEZKİRE-TÜL ÂSHÂB TEZKİRESİ
    (Suleyman Demirel University, 2015) Murat Akyüz
    Kâri Rahmetullah Vâzih, XIX. yüzyıl Buhara'sında yaşamış olan bir edip, şair, doktor, bilim ve devlet adamıdır. İyi bir eğitim almış olan Kârî Rahmetullah Vâzih, Arapça, Farsça ve Türkçeyi (hem Çağatay hem de Anadolu Türkçesi'ni)çok iyi derecede bilmekte olup her üç dilde de şiirler yazmıştır. Kendisi on üç adet kitap yazmış olup en önemli eseri ise Tuhfe- tül Ahbab Fî Tezkire-tül Âshâb adlı şair tezkiresidir. Tuhfe-tül Âhbâb Fî Tezkire-tül Âshâb XIX. yüzyıl ortalarından XX. yüzyıl başına kadar olan dönemde Buhara Hanlığı coğrafyasında yazılmış olan yedi tane şair tezkiresinin en önemlilerinden birisidir. Eser biyografik tezkire geleneği içinde kaleme alınmış olup kendisinden sonra yazılmış olan bütün tezkireler ve edebiyat tarihi kitapları için kaynak eser hükmündedir. Tezkirenin Taşkent, Duşanbe ve St. Petersburg'un değişik kütüphanelerinde on beş adet elyazması nüshası bulunmaktadır. Ayrıca eser 1914 yılında Taşkent'te ve 1977 yılında Duşanbe'de olmak üzere iki defa yayınlanmıştır. Bu çalışmamızda öncelikle şair tezkirelerini tanımını yapılarak Farsça ve Türkçe tezkire yazma geleneğinin tarihi gelişimini incelenmektedir. Daha sonraki bölümlerde ise yazar ve eseri hakkında ayrıntılı bilgiler verilerek tezkirenin tahlili yapılacaktır. Tahlilden sonra ise tezkirenin karşılaştırmalı metni, Türkçe tercümesi ve tıpkıbasımı yer almaktadır. Sonuç bölümünde ise tezkirelerin tarihi gelişimi ve Tuhfe-tül Âhbâb Fî Tezkire-tül Âshâb 'ın bu gelişimdeki yeri ve önemi üzerinde durulmaktadır.